Monday, April 7, 2008

Straight'in düz hikayesi

Bilenler bilir: Lynch’in filmleri karmakarışıktır, insanı tam manasıyla allak bullak eder. Hikayenin ve kullanılan sembollerin anlamını çözmeye çalışmak, en az üstadın bizlere sunduğu, çoğu zaman absürtlüğün daniskası kıvamındaki görünteleri izlemek kadar zevk verir.

Sıradışı filmografisinin bir yerine (tam olarak: Lost Highway ile Mulholland Drive’ın arasına) sıkıştırdığı
The Straight Story adlı eserinin hikayesi ise, isminden de anlaşılacağı üzere “düz”dür. 73 yaşındaki Alvin amcamız, 400 km ötede oturan hasta kardeşini ziyaret etmek için yola çıkar. Film boyunca devam eden yolculuğu tam tamına 6 hafta sürecektir, çünkü araç olarak eski bir çim biçme makinasını seçmiştir. İyi de etmiştir, zira böylelikle, kendini dünyaya genellikle o acımasız yönüyle gösteren Amerika’nın, bu sefer güzel yüzünü, güzel doğasını, güzel insanlarını, Angelo Badalamenti ustanın sakin tınıları eşliğinde izleme fırsatı doğmuştur bizlere.

+ You don't think about getting old when you're young... you shouldn't.
- Must be something good about gettin' old?
+ Well I can't imagine anything good about being blind and lame at the same time but, still at my age I've seen about all that life has to dish out. I know to separate the wheat from the chaff, and let the small stuff fall away.
- So, uh, what's the worst part about being old, Alvin?
+ Well, the worst part of being old is rememberin' when you was young.


Angelo Badalamenti - Laurens Walking


Doğal olarak: ne sahte dram, ne sahte aşk, ne sahte iyilik, ne de sahte kötülüğe yer veren, her yönüyle dürüst ve ailecek izlenebilecek bu film, tüm okurlarıma şiddetle tavsiye edilir.

My rating:

4.5/5

Bonus: trailer video.

4 comments:

ave said...

:) deyvid linş severleriyle ilgili bir arkadaşın çok güzel bi lafı olmuştu. şöyle diyo: "ulen lynch'in söylemek istediği bi nane yok aslında. altından üstünden laf çıkarmakçün oturup tekrar tekrar izler, her defasında felsefi zımbırıklar uydurmaya çalışırlar"
ben arkadaşa hak vermiyor değilim :)

Ku.Ba said...

Sayfama hosgeldin :)

Arkadasina iletirsin artik: bazi insanlar Lynch filmlerini illa da "Lan, durduk yere bi felsefe uydurayim suna!" düsturuyla izlemezler. Zaten, Lost Highway veya Eraserhead'i izledikten sonra "Olayi çözdüm ben abi!" diyene iki tokat atmak caizdir bence :), zira Lynch'in ta kendisi bile filmlerindeki hikayenin 'tutarli' olmasi telasinda degildir bana göre. Lynch, hikaye için bir yerlerden ilham alir ve sirf bu noktadan yola çikarak, kendi baslarina gayet tutarli sayilan, yukarida da belirttigim gibi bazen absürdizmin tavan yaptigi sahneler çekmeye koyulur. Lynch'in tek telasi izleyiciyi filmin o karmasik atmosferine çekmektir ve bunda da, müzik seçimiyle olsun, görsel açidan olsun, gayet basarili olmaktadir.

Arkadasin David Lynch yerine, yanlislikla Sinan Çetin'in Bay E 'sini izlemisse, baska... :)

ave said...

aha, bu arkadaş lynch'i yutmuş zaten. şöyle ki iletirsem eğer ayıp kaçar ))
bir aralar Lynch'i seveyim falan dedim, denedim ama olmadı, kahve gibi bisi, alışamadım ben. ama hakketen David film reviewleri okuyup binbir şekilde cynical kahkahalara bürünüp 'see those stupidity' diodur. seyirci kendini o kadar yormamali diyorum. kendisi transandantal takılıyor zati, öle olmak en güzeli belki de, belki de sinan çetin [kim o?] evet, haha.

Ku.Ba said...

Ha, ben arkadasi yanlis anlamisim o halde. Kusura kalmasin :)

Lynch hakkinda söylediklerine tamamen katiliyorum, ama "filmlerinde hiçbir sey anlatmiyor" demek de bana göre abartili. Mulholland Drive'in 'gizli' anatemalarindan birisinin, Hollywood'da kariyer yapmayi arzularken, hayallerine yenik düsen gençlerin hikayesi oldugunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim mesela. Ama filmi sadece bu noktaya indirgemek ('basitlestirmek') büyük hata olur tabi. O baska mesele.

Sinan Çetin vasati asla asamamis yönetmenlerimizden birisidir. Bay E filmiyle biraz linşçi takilmak istemis, lakin eline yüzüne bulastirmistir :)